2013-2014 Sonbahar Kış Koleksiyonu İstanbul Fashion Week’de sunuldu…

ASLI GÜLER 2013-2014 Sonbahar/Kış Koleksiyonu, 13 Mart Çarşamba günü saat 12.00’de Karaköy Antrepo 3’de Türkiye’nin en seçkin marka ve tasarımcılarının yer aldığı Mercedes-Benz Fashion Week İstanbul’da
moda severlerle buluştu.

Bu yıl, üçüncü kez Fashion Week İstanbul tasarımcıları arasında yer alan ASLI GÜLER,  koleksiyonunda mimari detayları eğlenceli ve feminen tarzıyla yeniden yorumladığı tasarımlarıyla ilgili olarak “Koleksiyon, hacimlerle oynayarak farklı silüetlerin uyumundan ortaya çıktı. Omuzlara verilen hacim, belirgin bel hattıyla daha da göze çarpar hale geldi. Kirli pembe, safran, konyak tonlarından; bordo ve nefti yeşili gamına geçiş, ünlü mimar Gaudi’nın Barcelona’da inşa ettiği Park Guell’ deki fayansların renklerinden yola çıkılarak oluşturuldu. Fayans desenleri, elbiselerde ve sweatshirtlerde desen olarak kullanıldı. Gaudi’nin ünlü ayçiçeği deseni, kumaşlara adapte edilerek, yer aldığı parçaların üzerinden sonbaharın son güneşli günlerini hatırlattı. Kumaş bloklama tekniği ise elbiselerde sıkça kullanıldı. Kalın ama yumuşak tuşeli kreplerin, ipeksi viskonlarla uyumu sağlandı. Yumuşak, tüylü moher kazak ve hırkaların yanında kürk garnili kalın el örgüsü trikolar gerek etekler gerek pileli pantolonlarla kombinlendi. İmitasyon kürk ise yaka, etek ve kolda garni olarak yer aldı.” dedi.

2013_sk_blog

Koleksiyon Süreci – Sancılı Bir Aşk Hikayesi

2013-2014 sonbahar kış koleksiyonlarının tanıtıldığı dünya moda haftaları devam ederken, ben de Istanbul Fashion Week’te sunmak üzere olduğum koleksiyonumun üzerinde çalısmaktayım. Hazırlamakta bir hayli geç kaldığım için panik dolu ama yine de keyifli günler geçiriyorum.

Ana sezon koleksiyonları yılda 2 kere hazırlanıyor. Mart ayında sonbahar-kış koleksiyonları sergilenirken, ekimde de ilkbahar-yaz koleksiyonları görücüye cıkıyor. Fast-fashion—hızlı moda akımı başladığından beri pre-fall (sonbahar öncesi) ve resort (sayfiye-yaz öncesi) olmak üzere 2 ara koleksiyon da ajandalara eklendi.

Koleksiyonun bir fikirden mağazalarda satışa sunulan ürünler haline gelmesi sürecini biraz sizinle paylaşmak isterim.

Koleksiyon hazırlama-sunma sürecini sancılı bir aşk hikayesine benzeterek anlatayım. Öncelikle koleksiyonun konseptinin, ana çıkış noktasının zihninizde belirmesi gerekir. Çevrenizde olan ve sizden hoşlanan ‘talipleriniz’ gibi zihninizden bircok fikir geçer. Gittiğiniz bir seyahatte çok etkilendiğiniz bir şehir,bir bina, sokakta rastladınız çok farklı giyinmiş birinin stili,bir duvar kağıdı deseni bile bir çıkış noktası olabilir. Ama bunların arasından bir tanesi öne çıkar—belki sizin için çok çaba gösterir , zihninizden çıkmamakta ısrar eder. Ya da benim gibi ‘zor ‘ ve sizi en çok uğraştıracak olan talibiniz (çıkış noktasını) tercih edersiniz.

Sonra flört dönemi başlar. Çiftlerin gezme-tozma dönemleri gibidir, en tatlı dönemdir… Genel tarz,renkler, kumaşların belirlendiği adımdır. Kumascılar,aksesuarcılar gezilir, bol bol ar-ge yapılır. Fuarlara gidilir, sektördeki tanıdıklardan fikirler alınır. Renk uyumları gözden geçirilir, gerekirse yeni desenler, kumaşlar geliştirilir. Zihninizdeki uçuşan fikirlerin 3 boyutlu hale gelebilmesi için gerekli doneler toparlanır.

Sonra ise zor günler sizi bekler. Çizim aşaması. Kafanızda fikirler, elinizde doneler ama bunları en dogru şekilde nasıl yorumlayacaksınız? İlk zamanlarda cok net olan zihniniz bulanmaya, bir sürü soru işaretleri belirmeye baslar. İşte karşınızdakini daha da yakından tanımaya ve hareketlerini sorgulamaya başladığınız, belki de kıskanmaya başladıgınız dönemdir. Ya da yaptığı bazı hareketler size ilk başlardaki hallerinden farklı gelmeye başlamıştır. Çünkü derine inmeye ve kurcalamaya başlamışsınızdır. Cogu zaman ‘ dogru yolda mıyım?’ diye düsünerek uykusuz geceler geçirirsiniz. Bazen elinizde kalem saatlerce kayar gibi çizim yapabilirken , bazen de masaya oturacak isteğiniz bile olmaz. Harika çizimler ortaya çıkmış olabilir ama koleksiyon bütünlüğü olmazsa hikayenizi doğru olarak anlatmanıza imkan yoktur.

koleksiyonsurecifotokucuk

Eğer çizim aşamasını sağ salim atlatmıssanız dikim aşamasıyla karsı karsıya kalırsınız. Bu ilişkinin tam olarak sınandığı dönemdir. Araya 3. Kişiler girer. Kalıp çıkaran modelistler,dikişlerini yapan model makinacılar. Kafanızdakileri kumasa dökmek için bu kişilerle cok uyumlu çalışmanız, onlara kendinizi ve modellerinizi cok net izah etmeniz gerekir. Bazen sizi yoldan çıkarmak, modellere müdahale etmek isterler. Ama ana fikirinize sadık kalıp soğuk kanlı davranırsanız engelleri atlarsınız.Çiziminiz önce milajda kalıp haline gelir.Kalıbınız doğrultusunda kesilen kumaş model makinacınız ellerinde 3. Boyutuna geçer. Prova üstüne provalar sonucunda ürününüz elinizdedir.

Ve koleksiyonunuz karşınızda askılarda dizi dizi inciler gibi durdugunda bebeğinizin doğduğunu anlarsınız. Fotoğraf çekimleri, katalog çalışmaları yapılarak koleksiyon medyaya tanıtılır. Hele bir de defile yaparsanız, keyfinize diyecek yok. Çocugunuzun büyüyüp serpildiğini defile sonu selam vermeye çıktığınızda anlarsınız.. Ama lütfen defile sürecini küçümsemeyin, o bambaşka bir hikaye olarak karşınıza çıkabilecek kadar kapsamlı ve yorucu bir olay.

Ama hersey bu kadar kolay, hikayemiz bu kadar toz pembe devam etmez.  Koleksiyon prototipleri hazırdır ama bir de bu ürünlerin üretimi süreci söz konusudur. Çocugunuz okula baslamıstır ve masraflar almıstır başını gitmiştir. Kumaş, aksesuar satın alımları yapılır. Üretim yapılacak atölyeler belirlenir.  Ne yazık ki biz tasarımcıların üretim adetleri ihracat yapan firmalar gibi yüksek olmadığı için kaliteli dikim yapan ve aynı zamanda da az adetlerle çalışan atolye bulmak cok zor. Ve tabii dikim ücretleri de nispeten yüksek çıkıyor.

Üretim takibi cok önemlidir. Ürünlerinizin kalıplarının ve dikiş kalitesinin bir tasarımcı markasının standartlarında olması için her adımda kontrol etmeniz gerekir. Cocugunuzun ergenlikte yaşadıgı sorunlarda sürekli kontrollu olmanız gerektiği gibi. Final olarak ürünleriniz mağazanızda satışa sunulmak üzere yerlerini alır.

Bu kadar yaşanmışlıktan sonra yavaş yavaş koleksiyonunuzla aranızın soğumaya başladığını hissedersiniz. İçinizde başka kıpırtılar, yeni fikirler yeşermeye başlar. Suçluluk hissedersiniz ama yapacak birsey kalmamıstır, aşk bitmiştir.Dost kalmak en iyi çözümdür. Kafanızda yeni fikirleriniz, yeni sezon için heyecanla koşusturmaya başlarsınız.

Umarım sizin hikayeleriniz daha uzun süreli olur, biz tasarımcılar kadar hercai gönüllü olmazsınız.

Marketing Türkiye 2013